Şarkı Sözleri
Vokal ve Şarkı Sözleri Üzerine
Vokal, bir enstrümandır. Müziğin melodik alt yapısının bir parçasıdır.
Müzikal enstrümanların bir dili vardır ve kendi aralarında konuşurlar. Aynı dünya üzerindeki insanlar gibi, onların da farklı milliyetleri ve farklı dilleri vardır. (Bu nedenle, alakasız kültürlerden enstrümanlar bir araya getirilse bile, önce yabancı dil öğrenmeleri gerekir.)
Vokal de bir müzik enstrümanı olduğuna göre, onun da bir dili vardır. Tek fark, bu enstrümanın kendisi bizim cinsimizden, yani ‘insan’ olduğu için, çoğunlukla bizim anladığımız veya istesek anlayabileceğimiz bir dilden konuşur.
Vokal, insan cinsi müziği anlayabilsin, soyut şeyleri pek almayan kafasında ‘müzik’, görüntü olarak canlanabilsin diye kullanılır. Yani vokal; insanla müzik arasındaki iletişimi sağlar. Bu nedenle görüntüden oluşan filmler veya diziler için enstrümantal müzik kullanılır.
Vokal, müzikle insan arasındaki iletişimi sağlamak için şarkı sözlerini kullanır. Bir şarkıyı oluşturan enstrümanların aynı dilden konuşup bir şey anlattıklarını varsayarsak, güfteci de –yeteneği ölçüsünde- bu anlatılanları insan diline çevirir. Bu da şarkı sözü olur. İnsan-müzik iletişimindeki ana araç olan şarkı sözü, yaygın haliyle, insan kafasında görüntüler oluşturabilecek şekilde yazılır. Soyut veya somut bir olayı /durumu, tüm insanların zihninde hemen hemen aynı biçimlerde canlandırır. Bunlar, “anlam-önce” sözlerdir:
“Bugün uyandığımda yoktun yanımda / Canım, bugün ilaçlarımı almadım.”
“Babamız bizi sevmedi/ Çirkiniz… Çirkiniz.”
“İndim havuz başına / Bir kız çıktı karşıma”
Bu örneklerde, edebi açıdan farklı teknikler kullanılmış olmasına veya herkes için farklı bir şey çağrıştırabilirliğine dikkat edilmedi. Burada önemli olan, bu sözleri duyar duymaz gözümüzün önüne bir görüntü gelmesidir. Çağrışım, ikinci aşamadır.
İkincisi, şarkı sözü yazılırken, daha az yaygın olarak, metaforlar (sembolik benzetme) kullanılır:
“Çıplağına sar beni, toprağına kar beni/ Kaynağından süzül, gürül gürül çoğalt ki kendini/ Dağları seller alsın, selleri yangın sarsın/ Bozulsun bahçe bağ, dalda üzüm sarhoş ben tarumar.”
Şarkı sözleri, anlam ve ses olarak ikiye ayrılır. Hem doğrudan hem de metaforik tarzlarda sözcüklerin anlamı, sesten önce gelir. En fazla ses ve anlam dengededir.
Sözcüklerin seslerine /tınılarına, anlamlarından daha fazla önem veren bir şarkı sözü tarzı daha vardır: Ses-önce sözler. Bu da kendi içinde ikiye ayrılır: İlki, sadece ve sadece sese önem vererek, anlamı hiç hesaba katmaz. Yeni yaratılan, uydurulan şarkı sözleri bu kategoriye girer.
“Day / Dahi yahum/ Nurunda nurunda nurunda nurunda/ i dahi ya”
“Kumbaraya tumbaya, kumbaraya tumbayara tente yare be kera”
Sözcüklerin sesini anlamından öne koyan şarkı sözü tarzının ikincisinde, varolan /konuşulan dilin sözcükleri kullanılır. Bunlar, ekler takılarak cümle haline de getirilebilir, düz bir şekilde yan yana da söylenebilir. Bu tarzı kullananlar, sözcüklerin tınılarının yüzyıllar boyu bilinçaltımızda biriken bir anlamı olduğunu ve asıl önemli olanın da bu anlam olduğunu savunurlar. Ayrıca, bir insan, birbirinden alakasız sözleri bir araya getirmeye ne kadar uğraşırsa uğraşsın, ortaya çıkan sonuç mutlaka bir anlam ihtiva edecektir. İsterseniz deneyin.
Bu söz tarzının kullanıldığı şarkıların bestecisi ve güftecisi genelde aynı olur. Çünkü sözler genelde şarkının bestelenmesi sırasında yazılır ve sonradan düzeltilmez. (Psyhedelic müzik türlerinde genelde böyle sözler kullanılır.)
Bu tarz en çok metaforların kullanıldığı şarkı sözü tarzıyla karıştırılır. Halbuki, metaforlar tamamen anlama dayalıdır.
(Mantık ve falsefe sevenlere çağrı: Ben böyle acemice bir deneme yazdım. Aslında, çok daha kapsamlı bir konu. Bir sürü boşluk olduğunu hissediyorum. Siz buraya yorumlarınızı yazın, beraber tamamlayalım. Bu arada, nasıl da havalı yazmışım değil mi, öhöm. Hey alaam, nelere yoruyoum kafamı görüyor musunuz? Yazdıkça ortaya çıktı:))