Nine Inch Nails – NIN

Posted: 17 Mart 2007 Cumartesi in alternatif, endüstriyel, endüstriyel metal, endüstriyel rock, rock, yabancı

Nine Inch Nails anlatılmaz yaşanır diyerek, yazıma burada son veriyorum. Ya da neyse, ben anlatayım yine de. Sonra artık yaşar mısınız, coşar mısınız bilmem.

[Burada, Halil Turhanlı’nın, Ütopyanın Sesleri kitabından, endüstriyel müziğin ne olduğuyla ilgili küçük bir bilgi alalım. Böylece, NIN’in karanlık havasını ve hangi etkiler altında ortaya çıktığını daha iyi anlaşılabilir:

“Damien Thompson, her yüzyıl sonunda kolektif bir panik yaşandığını, bunun sonunda insanoğlunun ruhunda inanç ve korkunun eş zamanda ve aynı ölçüde yoğunlaştığı saptamasında bulunuyor. (…) Bu yoğunluk, apokaliptik alt kültürler doğuruyor. Ve bunlar nihai bir hesaplaşma, bir ölüm-kalım savaşı için ileri atılıyorlar. Her biri kendi Armegeddon’una hazırlanıyor. Endüstriyel müzik, yirminci yüzyıl sonuna özgü bir apokaliptik alt kültürün, endüstriyel kültürün anlatımı. (…) Endüstriyel müzik kaynaklarını, tıpkı yüzyılın başında fütüristlerin yaptığı gibi, modern hayatın gürültüsünde, büyük şehrin uğultusunda (…) buluyordu.” Bu bilginin sonu.]

trent_baldurbragason_custom-e8040366c23d0710bdc28fd8827badab2110c15d-s6-c30Nine İnch Nails aslında bir tek-adam grubu olarak görülebilir. Çünkü grubun kurucusu, beyni, kalbi, böbreği vs. hep Trent Reznor. Bu yüzden, NIN anlatmak için Trent Reznor‘ı anlatmak gerekiyor. 1997 yılında Time Dergisi tarafından America’nın en çok etkilenilen 25 kişisinden biri seçilen; Marilyn Manson’ı keşfeden; kendisinden ilham alınarak, The Machinist filmindeki Trevor Reznik (Christion Bale) karakteri yaratılmış bir adamdan bahsediyoruz.

Önce ufak bir NIN profiliyle giriş yapayım: NIN, 1988 yılında Ohio Cleveland’da Trent Reznor tarafından kurulmuş bir grup. Yaptıkları müzik genel olarak alternatif, endüstriyel rock olarak tanımlanıyor. Bence endüstriyel metal de denebilir pekala. Şarkı sözleri, benim kendileriyle ilk tanıştığım albüm olan The Fragile‘a kadar metal müzik türünün genel eğilimi olan karamsar bir kendine dönüklük, beni kimse anlamıyorculuk, ölümü sevmecilik gibi bana yapay gelen içerikte. Fragile‘la birlikte, sanırım o vakitler uyuşturucu bağımlılığından kurtulan ve iyi bir hayat alanına giren Reznor’ın yeni halini daha çok yansıtan; daha olgun ve oturaklı sözlere doğru yol almış. Tabi ki -iyi ki- sevgi kelebekliği yapıyor demek istemiyorum, yine karanlıktan göz gözü görmüyor. Ama o sağlam NIN felsefesi bu albümde yerini bulmuş. Müzik ise başından beri tutarlı; özgün, kaliteli ve ağır. 17 Nisan 2007’de piyasaya çıkacak olan ve bir garip tanıtım faaliyetleriyle çoktan konuşulmaya başlanmış Year Zero albümü için Trent Reznor’ın bütün söyleşilerde tekrar tekrar söylüyor: Year Zero, bildiğiniz NIN’den çok farklı oldu, her şeyiyle… (The Fragile’dan; The Wretched, The Fragile –live on Mtv aşağıda, Into the Void, The Way Out is Through şarkıları ne de güzel, pek de güzel.)

Nine Inch Nails (dokuz inçlik tırnaklar) adının nerden geldiğiyle ilgili ise bir takım rivayetler mevcut: Birinsi, İsa’yı çarmıha germek için kullanılan dokuz inçlik çivilere nazire yapılmış olma olasılığı. İkincisi ise, Trent’in, Elm Sokağı Kabusu’nun çizgili tişörtlü katili Freddy Krueger’in ünlü tırnaklarından etkilenmiş olma olasılığı. Rivayet uydurmaktan birazcık daha mantıklı olan yapılıp da, ismi bulan ve koyan kişi Trent Reznor’a sorulduğunda ise tam Trentlik bir açıklama yapıyor (kerata): Kısaltınca çok güzel oluyordu! Meğer adam grubun adını direk NIN koyacakmış, bakmış kısaltma gibi duruyor, oradan bir şey uydurmuş. Ben bu açıklamadan bunu anlarım. Demek ki grubun adı No Isabel No, veya Norveçli İsmail Nalbant da olabilirmiş pekala. Ha, NIN’in, grubun adının ilk sözcüğü olan Nine’ın ilk üç harfi olduğunu da gözden kaçırmamak gerek.

Trent Reznor, 1965 yılında Pennsylvania’da, Mercer adlı küçük bir kasabada doğdu young013ve üniversiteye kadar burada yaşadı. Küçükken annesi ve babası boşandı, o da büyükannesi ve büyükbabasıyla yaşamaya başladı. 5 yaşında kendi kendine piyano çalmayı öğrenince, yaşlı çift bu çocukta bir haller olduğunu anladı ve müzik konusunda onu serbest bıraktı. Küçük şehirde olup da az buçuk aklı başında olan her normal insan gibi o da bir an önce Mercer’den çıkmak istiyordu. Küçük şehir, fışkırma ve kurtulma isteği konularında ben de aynı şeyi yaşadığım için Trent’i kendime çok yakın hissettiğimi belirteyim. Ama, ortaokul ve lisede saksafon ve tuba öğrendiğini, bir caz grubunda çaldığını, okuldaki tiyato oyunlarında Jesus Christ Superstar ve The Music Man‘de oynayarak büyük beğeni topladığını öğrenince, onun durumunun benden çok daha iyi olduğunu anladım. Ama hiç bozmadım, hala yakınız kendisiyle.

1983 yılında Trent liseden mezun olmuş, Allegheny Colage’de bilgisayar mühendisliği okumaya başlamıştı. Bir yıl sonra okulu bıraktı ve müzikle profesyonel olarak uğraşmak için Cleveland’a taşındı. Hemen işe başladı. The Innocent‘a klavyeci olarak katılarak, Livin’ in the Street adında bir albüm çıkardı; The Problems diye bir grupla Light of Day filminin sountrack’inde yer aldı. Tüm bunları yaparken Exotic Birds isimli yerel bir grupta da çalıyordu (1986). Ama Nine Inch Nails’ın temellerini attığı işi, bir müzik stüdyosundaki getir-götür işiydi!

Burada, stüdyonun sahibini kafaya alarak, iş çıkışı saatlerinde kendi şarkılarını kaydetti. Tabi, mesai dışı saatlerde tek başına olduğu için, maxresdefaultkayıtlarda hemen hemen bütün enstrümanları kendisi çaldı. Bu demo albüme Purest Feeling adını koydu. (1994’te Hawk Records tarafından tekrar yayınlandı.) Kendisine bir menajer bulup bu kayıtları birçok yapım şirketine gönderdi ve çoğundan da kabul aldı. En son TVT Records’la anlaşarak, demo üzerinde üç-beş değişiklikle, 1989 yılında Pretty Hate Machine adıyla NIN’in ilk albümü piyasaya çıkmış oldu. Bu albüm, Amerika’da Platin (Recording Industry Association of America- RIAA tarafından en az 1 milyon adet satan albümlere verilen ödül/sertifika) alan ilk bağımsız albümlerden biri oldu. Mayıs 2003 itibariyle bu ödül Triple Platinium oldu. (The Fragile arası. Live on Mtv.)

Reznor’un menajeriyle birlikte 1992 yılında kurdukları Nothing Records (2004’te kapandı) etiketiyle, aynı yıl Broken albümü piyasaya çıktı. Trent’in her zamanki sorunlu dönemlerinin en yoğun kısımlarına rastlayan bu albüm, kendisinin deyimiyle ‘a blast of destruction’ (yıkımın/infilakın gürültüsü) idi. 1994’te, NIN’in en fazla satan albümü ünvanını hala elinde bulunduran The Downward Spiral albümü yayınlandı. Nine Inch Nails’ın 90ların en etkilenilen gruplarından biri olmasının başlangıcı bu albümdü. Woodstock 94’te, her zamanki şatafatlı sahne performanslarının en büyüğünü gerçekleştirmişler, ana sahnede çıkan grubun bile (kim olduğunu hatırlayamadım, yazarım sonra) seyircilerini kapıp kendi önlerine koymuşlardı. 1995’te yılın en iyi rock şarkısı seçilen Hurt, bu albümdeydi. 1995 turnesinde, Trent, hastası olduğu David Bowie‘yle bu şarkıya düet yapmış, 2002’de yine kendisini çok etkileyen bir isim olan Johnny Cash‘le birlikte yine bu şarkıyı cover’lamıştı. Hemen dinleyelim/izleyelim:

Nine Inch nails’ın albümlerini takip etmek zor bir iş. Çünkü, bahsedettiğim ve etmeye devam edeceğim ana albümlerinin dışında daha birçok remix/ live/ konser hödösü/ turne bödösü diye albümler çıkarmışlar. (Yayınlanan tüm NIN metaryellerini, kafanız karışmadan, tablo olarak görmek için buraya tık.) Anladığım kadarıyla sınırlı sayıda basılan bu albümler diğerlerinin versiyonu, şusu busu diye çıkmış olsa bile -Trent Reznor’ın aklına ne zaman ne geleceği belli olmayan ve bu aklına gelenleri anında uygulayan karakterinden dolayı- özünde çok farklı olduğu söyleniyor. Bunlara girersem çıkamam, ki zaten bütününü bilmediğim bir şeyi de yazamam. Yalnız, 1995’te, The Downward Spriral’ın remix albümü olarak Further Down the Sprial isminde bir NIN albümü yayınlandığını, sırf bu albümün çok beğendiğim kapağını/görselini yazıya eklemek için tam burada söylerim.

Bu albümle zirveye çıktığını bilen Trent Reznor, benim fikrimce, “artık herkes benden çok fazla şey bekliyor (eh, tabi ki), acaba o kadarını yapabilir miyim (belli olmaz)” gibi normal sıkıntıları anormal kişiliğinin üzerine koyunca yazar tıkanması, uyuşturucu madde bağımlılığı ve çok bağlı olduğu büyükannesinin de ölümüyle ağır depresyon gibi hastalıklara yakalandı ve yeni albüm için aradan beş yıl geçmesi gerekti. 1999’da Nothing/Interscpoe Records etiketiyle iki CD’lik The Fragile piyasaya çıktı. NIN’e çok uygun bulduğum kapak tasarımını (ikinci resim) David Carson‘ın yaptığı albüm, The Downward Spiral kadar ses getirmemiş olsa da, benim gönlümün sultanıdır, bu böyle biline. Yazının başlarında pek sevdiğimi belirttiğim şarkıların yanında, kanlı/şiddetli/iğrençli videosu ses getiren bir şarkı da Starfuckers’dır -ki Trent’in bu şarkıyı arasının açık olduğu Marilyn Manson için yazdığı söyleniyor. Things Falling Apart ise bu albümün turnesinden sonra, 2000’de yayınlanmış remix albümü. Son olarak 2005 yılında piyasaya çıkan With Teeth, Trent’in alkolizmden ve giderek artan uyuşturucu madde bağımlılığından kurtulma savaşını anlatan bir albüm.

=Year Zero=

Sıra geldi Year Zero’ya. Ablamın maili sonucu Amerika’daki ilginç ve korkunç tanıtım faaliyetlerinden haberdar olduğum bu albüm, bana “NIN yaz” diyen dürtü oldu.

17 Nisan 2007‘de yayınlanacağı ilan edilen Year Zero için pazarlama stratejisi, bütün dinleyicileri içine alacak, adamı kafasından kaptığı gibi başka bir aleme taşıyacak, bol bol zeka ve dikkat kullandıracak bir şekilde oluşturmuş. . Alternate Reality Gaming (ARG) denen ve bütün dünyayı bir platform olarak kullanan oyun tarzını, içinde oyun olmadan gerçekleştirerek, halen devam eden sıkı bir tanıtım atağı yapmışlar. Benim anladığım kadarıyla her şey şifrelerin, göndermelerin, ayrıntıların toplanarak bütüne varılma çabasından oluşuyor. (Lost dizinde olduğu gibi.) Mesela, konser verdikleri mekanların tuvaletlerine, içerisinde acayip görüntü ve/veya seslerin olduğu usb drive bırakmışlar. Youtube vb. sitelerde bulabileceğiniz görüntüler buralardan yayılmış. Bunlardan biri, her seyredişimde beni ürkütmeyi başarabilen Year Zero tanıtım videosu. Hemen izleyelim:

Dün, The Fragile albümünden, çok sevdiğim The Wretched şarkısını, elimde şarkının sözlerinin yazılı olduğu kitapçıkla, dinliyordum. Ve şu sözleri okuyunca birden bir şifre bulduğumu düşündüm ve sizinle paylaşmak istedim:

“… the clouds will part and the sky cracks open/ and god himself will reach his fucking arm through/ JUST TO PUSH YOU DOWN/ JUST TO HOLD YOU DOWN — … bulutlar ayrılacak ve gök yarılacak/ ve Tanrı kendi lanet kolunu içeriye sokacak/ SENİ BASTIRMAK İÇİN/ SENİ AŞAĞIDA TUTMAK İÇİN.”
(Son cümleleri büyük harfle yazmamın nedeni, kapakta da öyle olması.)

Gördüğünüz gibi sözler direk yukarıdaki videoyu anlatıyor. Hatta, videodaki kolun Tanrı’nın kolu olarak düşünüldüğünü ve o uzanışın pek de dostça olmadığını anlatıyor. Tesadüf değil elbette. Ama bir şey çıkar mı bilemem.

Bu arada, 27 Şubat 2007’de NIN, Beside You In Time isminde (Halo 22), içerisinde bir sürü konser görüntüsü ve klibin olduğu bir DVD yayınlamış, haberiniz olsun.

Şifrelere devam edelim. Öncelikle I’m trying to Believe, Another Version of the Truth, Be the Hammer gibi sitelerden bu şifreler verilmeye devam ediliyor. Bence bu kadar çaba şimdiden işe yaramış görünüyor, zira insanlar birçok forumlarda (mesela) bunu tartışıyorlar.

Usb Drive’lardan çıkan bir başka şey ise bir ses kaydı. Bu da ayrıca ürkünç. İçindeki cızırtılar çözüldüğünde bir telefon numarısına ulaşıyormuşsunuz. Sağda, bu aletlerden birinden çıkan bir görüntü var. Sonra, turlarda dağıttıkları tişörtlerin üzerinde yazan bazı harflerden de bir telefon numarası çıkıyormuş. Birini arayınca albümden Survivalism’in klibini, diğerini arayınca Amerika’yla ilgili bir şeyi izliyormuşsunuz. Gördüğünüz üzere ben bu kısımlarıyla pek ilgilenmedim, yanlış bir şeyler söylüyor olabilirim yani. Ayrıca, bunlar zaten ortaya çıkmış şifreler olduğu için pek araştırmadım. Mesela -yine içinde bir takım şifreler bulunduğu söylenen- Survivalism şarkısının klibi şu anda Youtube’da ve hemen aşağıda:

Nine Inch Nails yazmaya bir yerde dur demek gerek. Yoksa NIN’le ilgili anlatacağım daha çok şey olabilir. Trent Reznor’ın, Tool‘la, A Perfect Circle‘la, Limp Bizkit‘le, Courtney Love‘la vs. lişkisi; kurucusu olduğu The Nothing Records‘un çalıştığı gruplar; ünlü bilgisayar oyunu Doom‘a olan tutkusu ve bir bilgisayar oyunları firması olan Id Software için yaptığı şarkılardan filan bahsedebilirdim. Ama sanırım bu kadar yeter. Şimdi, millet iyice şifre manyağı olmadan 17 Nisan’ın gelmesi için dua edelim.

Son olarak NIN, Year Zero tanıtımı için Myspace’i de etkin olarak kullanmış. Şifre avına çıkar mısınız bilemem ama, sözü geçen albümden dört adet şarkıyı grubun myspace adresinden dinleyebilirsiniz.

Herkese bol bol titreyen kulaklar temenni ederim, ehe.

Yorumlar
  1. Vatansız Kral diyor ki:

    o may gad deniz
    umm nefis bir yazı ama kızdım valla adamın en sevdiim albümü preti heyt meşinin sözlerini aşağıladığın için :P hehe çocuktuk o zaman ve valla suferdi
    samtink ay ken nevır hev falan ama harbi bu gurup savndıyla yarmış geçmiştir.
    şifre olayı da çılgın olmuş o el vidyosu falan seredince albümü merak ettim savndını özellikle..

    yannız bu diziler filmler albümler derken insan beyniyle oynama durumu nerelere gidecek bu da beni ürkütmüor deil hane…

  2. insanasansoru diyor ki:

    Eveeet. Araştrmacı dinleyici Deniz, yine üşenmemiş, aşınmamış yazmış. NIN’ın nerden geldiğini de öğrenmiş olduk. Bu yazı da dinletemezse, hiç dinlyemem artık. Eline sağlık…

  3. Beyza Pinar diyor ki:

    Denizcim cok iyi bir yazi olmus.Tam doksanlarin grubu ama doksanlar da pek guzeldi ya. O zamanlar kimse bizi anlamiyordu, biz kendimizi anlamiyorduk, birbirimizi hic anlamiyorduk, genel olarak temamiza cok uyuyordu NIN. Ben yine de seviyorum. Yeni albumu baya iyi olacaga benziyor.
    Bu year zero olayi acayip kafa karistirici. Tam olarak temalari nedir anlamak mumkun degil. Maksadi bu sanirim. Sifre avina cikma niyetim yok ama bu kadar yaratici bir seyle ortaya cikmalari takdire sayan… eline emegine saglik.

  4. denizural diyor ki:

    Efendim, çok teşekkür ederim güzel yorumlarınız için. Bu yazıya hakikaten çok uğraştım yahu. Trent abinin eli dursa gözü durmamış, uyurken bile bir şeyler yapmış adam herhalde.

    Vatansız Kral; insan beyniyle oynayanlar kendi beyinleriyle oynarlar, tamam mı? :)
    İnsan hayvanı giderek zekileştiği için savunma duvarlarını kırmanın yeni ve aklıılıca yolu oldu bu şifrelemece. Ama kesinlikle takıntılı insanlara göre değil.

    Ve İnsanasansörü; Hurt şarkısını bir de şu reklamda, Johnny Cash’in sesinden dinlemeni tavsiye ederim. http://www.youtube.com/watch?v=XquOOslOkU0
    (Bunu niye sana söyledim bilmiyorum. Hani, reklam filmi çok güzel olmuş, şarkı daha da etkileyici hale gelmiş filan demek istiyorum işte.)

    90’ların müziğini besleyen/etkileyen durumlar sadece panik havasıyla tanımlanamaz elbette Ablacanım. İşin içinde vatka var, yarasa kol var, saniyede 100 veya 120lik ritimden oluşan yüzlerce şarkı var. :) Ha, 90lardaki anlaşılamama durumunu, senin o yıllarda ergenlik döneminde olmana da bağlamak istiyorum, bağlıyorum.

  5. pj_harvey diyor ki:

    Tamam itiraf ediyorum okudugum en iyi nin yazilarindan biriydi, eline binlerce kere saglik diyor bir kez daha tebrik ediyorum defalarca okunulasi bir yazi yazmissin ya asiri derecede begendim cidden her neyse uzatmayayim

  6. […] daha özgün müzikler ortaya çıkabileceğini düşünüyorum. Hatta, burada yayınladığım Nine Inch Nails yazısı için araştırma yaparken, Trent Reznor‘ın uçsuz bucaksız mısır tarlalarından başka […]

  7. Tacim diyor ki:

    Burayı yeni keşfettim, taşaklı bir site. NIN gerçekten mahşeri bir ses mafyası. Kafa yapmak için ideal bir müzik sunuyor. Trent Reznor dur durak bilmeden öfke saçmaya devam ediyor, ya helal olsun. Year Zero’yu da beğendim. Oyun alanım Suede, Smiths, Klaus Nomi, Perry Blake, Antony, Talk Talk dünyası olsa da NIN’e her zaman yer var.

  8. denizural diyor ki:

    Çok teşekkürler yorumlarınız için. PJ Harvey, ta Turkrock’tan kalktın buraya geldin, çok sağol :)
    Tacim, senin siten de süpermiş. Benim kulak tarafından takiptesin, hatta linklerdesin, heberin olsun. (Üstteki yorumda ‘Tacim’in üzerine tıklayın, ‘albüm yorumları’ yazıp 3434’e gönderin, Björk’ten The NAtional’a birçok grubun Tacim yorumlarını okuyun. :P)

  9. dreamshower diyor ki:

    ellerine sağlık süper yazmışsın =)
    çok teşekkürler bu kadar harika için

  10. funkyou diyor ki:

    öncelikle yazıyı baştan sona keyifle okuduğumu belitmeme gerek var mı bilmiyorum =)
    nasıl bir kafa yapısı, beyin kıvrımlarında neler döndüğünü çokca merak ettiğim biri trent reznor…yapmak istediği şeyi yapması, tüm bunları yaparken mainstreamde kendini kaybetmeden kendine özgü, deneysel işleri çıkarabiliyor olması (ghosts) ve ilk bakışta oldukça mekanik ve insancıl yönlerinden ayrılmış gözükse de endüstriyel müziği kırılgan, sorgulayan ve melankolik duygularla yoğuran birisine saygı duymamak imkansız.
    ve tüm bunları yaparken değişen dünyaya hızla ayak uydurup internet üstünden albumlerine yayınlayıp “şimdiye kadar sizler bana destek oldunuz, alın bu a benden size kıyak” diyerek dinleyenlere samimi bir şekilde ulaşması, plak şirketlerine karşı mücadelesi, insanları bişeyler üretmeye teşvik etmesi (ki youtube da ghosts albümü için video art olayı ve şarkılarının başkalarının remixleyip kullanabilmes için paylaşması ), giderek endüstriyel bir sistem haline gelen müzik sektöründe müziğin esas geldiği yere insanların kendini ifade etme yolunu hatırlatan birinin endüstriyel rock müzisei olması a oldukça ironik.

    evet herşey gibi müzikte değişiyor.şu an farkında olmayabiliriz ama tümdünyada bir devrim yaşanıyor.matbaanın yaygınlaşmasından sonraki en büyük gelişme olan interneti etkin bir biçimde kullanan, bağımsız ve daha özgür işler yapan, herkesin her an istediği şeye ulaşabildiği bir döneme giriyoruz.Ve müzik konusunda bu değişimin en büyük mimarlarından biri trent reznor…

    sanırım bundan 100 sene sonra trent reznordan mozartten bahseder gibi bahsedilecek

  11. denizural diyor ki:

    Funkyou’ya Deniz’den bir Tenkyou :)

    ilk bakışta oldukça mekanik ve insancıl yönlerinden ayrılmış gözükse de endüstriyel müziği kırılgan, sorgulayan ve melankolik duygularla yoğuran birisine saygı duymamak imkansız.

    Buna kesinlikle katılıyorum. Sadece kişisel olarak baktığımda bile, diğer müzik tercihlerimin arasına NIN pek oturmuyor gibi duruyor, biraz daha sert kaçıyor zira. Fakat bahsettiğin içtenlik tüm bu tercihlerin ötesine geçiriyor kulağı.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s