Nekropsi

Posted: 16 Nisan 2007 Pazartesi in etnik, indie, progressive, psychedelic, psychedelic folk, yerli

afis4-3i.jpg

On yılda bir çıkan albümleriyle, 19 Nisan’da, Nefes Bar‘da bir konserleri olacak. (Düzenleyen Dede Organizasyon [Ankara Psychedelic]). Yeni albümlerinin piyasaya çıkmasından beri zaten kendileri hakkında bir şeyler yazmak istiyordum. Hızlanmış oldu, iyi oldu.

Nekropsi, 1989 yılında İstanbul’da kuruldu. İlk kurulduğunda adı Necropsy idi. 1992’de kaydettikleri demo-albüm Speed Lessons Part I de bu ismi kullandılar. “Kadıköylü gençlerin yetenek gösterisi” olarak tanımlanan demo, o yılların asi gençlik müzik türü olan speed metal /trash tarzındaydı. Speed Lessons Part I, hem posta yoluyla, hem de yerel müzik marketlerde toplam 700 kopya sattı.

İnternetten her türlü bilgiye pat diye ulaşılamadığı, benim altımda kısa bir don olduğu ve de grup o zamanlar oldukça yerel olduğu için bu demoyu hiç dinlemedim. Hadi bugüne geldik, yazmadan önce dinleyeyim dedim. Yine bulamadım. Bu nedenle bu demo hakkında yorum yapamayacağım. Yalnız içindeki şarkıların isimlerini, bu kaynaktan öğrendiğim kadarıyla, paylaşabilirim tabi: The Pure, Honest Mind, Make me Melieve (?) ve Why Dodrums.

Grubun ilk kadrosu şöyleydi: Vokalde Cem Ömeroğlu, davulda Cevdet Erek, gitarda Erem Tanyeri ve basta Umut Gürbüz. Zamanla gitara Tolga Yenilmez, basa Cenk Turanlı geçti. Böylece Nekropsi, bütün elemanlarımızın isimleri ‘C’ harfiyle başlasın hayaline sadece bir adam uzakta bir duruma geldi. Üçüncü albümde Tolga’yı görmezseniz şaşırmayın, ehe.

Nekropsi, tıbbi/adli vb. bir terim olan necropsy‘den geliyor. En kısa ve bodoslama anlatımıyla nekropsi, bildiğimiz otopsi demek. Yalnız nekropsi, hayvanlar üzerinde uygulanıyor. Sözcüğün eski Yunanca tam karşılığı ise “ceset /ölü beden görmek”. 90’ların metal müziğinin ölüm, ceset, kan sevdalısı çocuklarının koyacakları türden bir isim. Ama şu anda grup, benim kafamdaki Nekropsi sözcüğüne çok güzel anlamlar yüklemiş durumda.

Speed Lessons Part I‘ın üzerinden dört yıl geçti. 1996’dayız. Ada Müzik‘in desteğiyle grubun ilk resmi albümü “Mi Kubbesi” piyasaya çıktı. Bu ismin hikayesi ise şöyle: Albümün tamamlanmasına yakın Cevdet Erek, kapak için küçük bir öykü yazıyor. Öyküde, bir grup insan bir sabah uyanıyor ve kendilerini dev bir kubbenin altında buluyor. Bir yerlerden de, çok yüksek seste bir ‘mi’ sesi geliyor. Herkes bu sesin kaynağını bulmak ve onu susturmak için elinden geleni yapıyor. Yalnız fark ediyorlar ki, bu ses arada sırada kesildiğinde, kubbe de ortadan kayboluyor ve bunlar boşlukta öylece kalakalıyorlar. Buradan, bu sürekli bir biçimde devam eden ‘mi’ sesinin bir şekilde, hem kubbenin hem de kendilerinin varlığıyla sıkı bir ilişkisi olduğunu keşfediyorlar. Ve sonunda ‘mi’nin kaynağını buluyorlar: Kendileri!
(Kaynak, Cevdet Erek’in buradaki röportajı. Umarım doğru anlatabilmişimdir.)

Mi Kubbesi‘yle Nekropsi– Speed Lessons’ın tarzından uzakta- etnik, psychedelic, progressive olarak adlandırabileceğimiz bir aleme kaydı. Yalnız, sert altyapıları grubun, aynı tarzı icra eden gruplardan (ki o ara sayıları fazla değildir eminim) farklılaşmasını sağladı. Öyle ki, çoğu enstrümental olan şarkıları dinlerken, bir dönemin asi gençlerini oldukça etkileyen metal müziğin, ülkem haritasının renklerinden biri olarak eklendiğini hissediyorsunuz. Belki de önceden çok sert olduklarını bilince böyle bir şey hissetmeniz gerektiğini hissediyorsunuzdur, bilemeyeceğim artık. Velhasıl Nekropsi, kelimenin tam anlamıyla ‘acayip’ bir grup. Batının deneysel -progressive etkileri onlarda; doğudan Fars – Arap, Türk ezgileri onlarda; güzel güzel devam ederken hop oraya hop buraya zıplayan şarkılar onlarda… Padişahın, sabaha kadar soyup soyup tenine ulaşamadığı masal prensesi gibi.

Nekropsi, 1998’de, Robert Plant ve Jimmy Page‘in bulunduğu mini Led Zeppelin İstanbul konserinde, alt grup olarak sahneye çıktı. Arada eminim başka konserleri de olmuştur ama benim bildiğim 2005’te ODTÜ MT Müzik Günleri’nde sahneye çıktığı.

Aradan yıllar geçiyor fekat Nekropsi yeni bir albümle ilgili tek bir sinyal vermiyordu. Bir ara grubun dağıldığı söylentileri dolaştı ortalıkta. Halbuki Nekropsi bir organizmaydı, dağılamazdı. Olsa olsa uzuvlarından bazıları askere filan giderdi, ama mutlaka geri dönerdi.

Yeni albüme geçmeden Mi Kubbesi’nden bir şarkı dinleyelim: Çarşı

Sayı 2: On Yılda Bir Çıkarm_081657b77f98d42dcedcf8b6ccf201bb.jpg

Bu albümü henüz edinemedim. Hakkında okuduğum yazılardan, eski Nekropsi hayranlarının bu albümle pek hoşlaşmadığı yönünde bir izlenim edindim. En iyisi bilen birini dinlemek:

(11.03.2007 Hilmi Tezgör, Radikal.)

“Albümün gün ışığına çıkan ilk şarkısı, Papa’nın Türkiye ziyaretinin kesinleşmesinden önce yazılmış olan ‘Die Neue Papa’ idi. Dans ritimleri ve melodisiyle, bir kere dinlenmesi bile akılda kalmaya yeten şarkı, yıllar sonra bu albümün hafızalardaki sembolü olacak. Belçikalı grup Front 242 ya da Alman üçlü Deutsch Amerikanische Freundschaft gibi endüstriyel-dans gruplarını da andırıyor ‘Die Neue Papa.’ Lakin albümün ilk şarkısı, “Gelmekte olan devrim halka yavaşa yavaş sevdiriliyordu” diye başlayan ve Latin alfabesine geçişi kendine has bir tarzda anlatan ‘Harf Devrimi’. Beste özellikle gitar ve davullarıyla dikkat çekici. Şu an okuduğunuz gazetede çıkan üç haber başlığından oluşturulan kolajla dile gelen ‘Erciyes Şokta’, Nekropsi’nin ‘progressive’ damarını hissettiren harika bir şarkı. Grubun dinleyicileri ‘Foklar’ şarkısıyla ise 10 yıl öncesine gidecek ve ‘Mi Kubbesi’nin ikinci şarkısı ‘Fok’u hatırlayacaklar: “Halklar toparlanın/Derhal yakınlaşın…” ‘Baba’ isimli şarkıda aslında albümün bütününe hakim olan sadelik var ama dinlendikçe bu sadeliğin hiç de sığ olmadığı ortaya çıkıyor. Albümün gizli mücevheri ise bence ‘Ebo’. Brenna McCrimmon, Sumru Ağıryürüyen ve Güzin Yenilmez gibi konukların birkaç dizelik vokalleri dışında son derece atmosferik, hüzünlü, şahane bir enstrümantal ‘Ebo’. Kapanışta ise sadece ‘Bağlama’ ve zil var, vokal yok. Önemli bir bilgi daha: Kurban grubundan tanıdığımız Kerem Tüzün bu albümde Nekropsi’nin kadrosunda yer alıyor.”

Sayı 2: On Yılda Bir Çıkar‘dan iki şarkıyı (Harf Devrimi ve Erciyes Şokta), grubun Myspace sayfasından dinleyebilirsiniz.

Birkaç yıl önce bir arkadaşımın albümünü getirip ısrarla dinletmesi sonucu- biraz geç de olsa- farkına vardığım Nekropsi, ‘yeni kapılar açan’ her grup gibi şimdiden efsane olmuş durumda. Yeni albümü veya gelecektekileri bilmiyorum ama, Nekropsi‘nin müziğe yaklaşımı böyle yenilikçi olduğu sürece öyle de kalmaya devam edecek gibi görünüyor.

Sonradan notlar (26 Nisan 07):

İkinci albüm sonunda elimde. Dost’a sorduğumda kalmadığını söylemişlerdi. İki gün sonra ise doğumgünü hediyem olarak elimdeydi! (Teşekkürler Erkut.) Albümün ismi bahsettiğim gibi “Sayı 2: On yılda Bir Çıkar” değil. Sadece Nekropsi. O başlığı sanırım tanıtım faaliyetlerinde kullanıyorlar. Ayrıca Hilmi Tezgör‘ün bahsettiği gibi, bu albümün baslarını Cenk Turanlı yerine Kurban‘dan tanıdığımız Kerem Tüzün çalmış. (Kerem Tüzün’ün bas gitarda gerçekten sağlam bir ‘tarz’ı var. Dinlerken onun çaldığını hissediyorsunuz.)

Albüme gelince… Genel kanım gayet olumlu. Mi Kubbesi‘ni çok seven biri olarak bu albümü de beğendim. Yalnız, aradan geçen on yılda birçok şeyin değişmiş olduğunu da söylemek gerek. İki albümü karşılaştırmak gerekirse, en başta göze çarpan vokallerin varlığı. Ancak vokalin hemen her şarkıda geride tutulmuş olması ve sözlerin müziğin tamamlayıcısı olarak kullanılması dolayısıyla bu durum, yeni albümü yorumlarken benim için çok belirleyici değil.

İkincisi, yeni albümde, Mi Kubbesi‘ne göre ‘folk’tan uzaklaşmış, Doğu ezgilerini daha az kullanan bir Nekropsi var karşımızda. Albümün biraz puan kaybettiren özelliği belki de bu olmuştur. Ayrıca, CD’yi takıp da dinlemeye başladığınızda kulakta ilk hissedilen hava 9o’ların deneysel müzik havası oluyor. Son olarak, birçok şarkının altında duyulan davul-gitar ritmi birbirine çok benzer olduğu için dakikalar süren bir tek şarkı dinlediğinizi düşünüyorsunuz. Hani King Crimson vb. grupların, uzun uzun sürüp de genelinde birkaç ayrıntı ortak paydayla birleştirilmiş şarkıları vardır ya, onlar gibi. Kötü mü? Bence hiç de değil. Hepsi de aynı delilikte. Kolay dinlenir olsun diye bütün bir şarkıyı bölmüş de olabilirler hakikaten.

Albüm kapağı Mi Kubbesi‘ne göre oldukça iyi bence. Zira Mi Kubbesi‘nin kapağı bana hep sanki korsan CD almışım da renkli fotokopi çektirmişim gibi gelirdi. Üçe katlanmış kartondan oluşan kapak ve metinlerin tasarımı Cevdet Erek‘e ait. Kapak fotoğrafı ise 1987 yılından bir Rumeli Hisarı manzarası, Aysel Erek‘ten. CD üzeri ise bilerek Mi Kubbesi‘ne benzetilmiş gibi. Siyah zemin üzerinde daire oluşturacak şekilde şarkı isimleri yazılmış. On yılda bir albüm çıkarınca millet unutmuştur diye düşünmüşlerdir, ehe.

Benim genel görüşüm albümün ‘hiç de fena olmadığı’ yönünde. 1993-2006 yılları arasında yazılmış şarkılardan oluşan ikinci albümüyle Nekropsi‘nin, hayranlarını hayal kırıklığına uğrattığını düşünmüyorum. Bir de o konserler var ki, of of! 19 Nisan Nefes konseri yorumlarımı yandaki başka bölümünden veya buraya tıklayarak okuyabilirsiniz. (Yakında)

Yorumlar
  1. denizural diyor ki:

    Yeni görünümü beğendiniz mi?
    Üstteki kulak görseli “Musique Trouve”nin “Music for Mark Rothko” albümünün kapağından.
    (Bu albüm hakkında hiçbir bilgim yok. Sadece kapağını aldım. Mark Rothko’nun kim olduğunu merak edip şu siteye ulaştım, o kadar. http://www.rothkochapel.org/)

    Kaynak: http://www.lichtensteiger.de (Süper bir site. Ziyaret şiddetle tavsiye.)

    Nekropsi’ye buradan selam ederim: Efendim, lütfen birkaç fotoğraf çekiliniz. Yazıma koyduğum fotoğraflar, internette gezinince bulunan fotoğrafların tamamını oluşturuyor.
    Tabi o adamlar sizseniz, ehe.

  2. insanasansoru diyor ki:

    Deniiz, yeni görünüm güzel olmuş çok… Daha düzenli ve dolu görünüyor. Eline sağlık…

  3. denizural diyor ki:

    Çok özür dileyerek, geçici bir süreliğine görünümü tekrar eski haline getirdim.

    Cihat, senin dediğin gibi, hakikaten güzeldi ama göz yorucuydu sanki biraz. Ayrıca daha önemlisi, sayfalar konusunda o görünüm benim başıma iş açtı, daha da açacaktı.

    İnternetten biraz araştırma yaparak daha farklı, sade ve kullanışlı bir görünüm bulabilirim sanırım. Web tasarımından anlayıp da bana yardım etme aşkıyla yanıp tutuşanlar, kendinizi tutmayın, gelin gelin :)

  4. arty diyor ki:

    Merhaba,
    Bilgiler uzun ama güzel bir şekilde derliyorsun, Deniz daha sık yazman dileğiyle.
    M. Parti

  5. Tim diyor ki:

    I see that you’ve linked to the Contrast Podcast .. so why not come and take part? Cheers, Tim

  6. denizural diyor ki:

    Hi Tim,
    Thanks for the comment.
    Actually, it’s not a long time that i know your blog. I’m on the phase of ‘reading and listening’ of ‘discovering a new blog’. :)
    Then, i will participate with intros and songs, if i can be that speedy to send files.
    Now, let me tell my readers about your blog and how it works.
    Bye

    Contrast Podcast (http://www.timyoung.net/contrast/) şöyle bir sonuca göre çalışan güzel bir blog: Haftada bir gün yayınlanan bir radyo programı. Her hafta bir tema belirleniyor ve şarkı listesi dinleyiciler/okuyucular tarafından oluşturuluyor. Programın DJ’leri ise, o şarkıları Tim’e mail yoluyla gönderen dinleyici/okuyucuların ta kendisi oluyor. Zira, o haftaki temaya uygun olduğunu düşündüğünüz şarkının başına bir ‘giriş sunumu’ yapmanız gerekiyor. yani, kendi sesinizle şarkıyı sunuyorsunuz. Böylece ortaya, her şarkıyı başka birinin sunduğu bir radyo programı çıkıyor.

    Bir sonraki haftanın teması, bir önceki yazıda ilan ediliyor. Şarkınızın yayınlanma olasılığı ise ne kadar erken gönderdiğinizie bağlı olarak değişiyor. Önce gelen kazanıyor.

    Bence pek hoş bir düşünce. Blog içeriğini bizzat siz oluşturuyorsunuz gibi bir şey., ki son yılların yeni interaktif pazarlama stratejisidir. (Web 2 vs.) Ama açıkçası, ben temaya göre oluşturulmuş şarkı listelerinden pek hazzetmiyorum, konuya çok güzel uyuyor diye kötü bir şarkı da listeye rahatlıkla girebiliyor. Ama yine de arada iyi bir şeyler keşfetmek için takip edilebilir. Ve tabi iştirak etmek de güzel olur. :)

    Nekropsi arada kaynadı mıdır nedir? (Yok canım)

    Arty’nin dediği gibi, daha sık yazsam ne güzel olur değil mi? Ama olamıyor işte, iş güç. Evdeki vaktimi de net başında geçirmek istemiyorum. Ama bunlar filan bahane, ben size asıl sorunu söyleyeyim: Bir manyakmışcasına, yazacağım grup/müzisyen hakkında bulduğum her şeyi okuyorum, bulamadıklarım için daha da araştırıyorum. Evet, biraz uzun oluyor ama sonunda buraya yazdıklarm, bildiklerimin yarısını filan oluşturuyor. Bu ‘yarım bilgili olma fobisi’ne, hayatımın her alanında olduğu gibi burada da bir tedavi gerekiyor. Hayır, öğrendiklerim işe yarasa neyse. Neyse neyse, hadi ben gittim. :)

  7. EF Matt diyor ki:

    I agree with Tim. Deniz you should definitely take part in the Contrast Podcast. I’ll be doing it next week, you should too!

  8. ece burak diyor ki:

    NEKROPSİ eski nekropsi yada yeni nekropsi diye tanımlanabilecek bir olgu yada oluşum değildir bu kadar uzun zamandan sonra yayınladıkları albümü eleştiren kişiler eski nekropsi fanlarıdır bu insanlar bu grubu kimseyle paylaşmak istemezler kendilerine ait kalsın isterler seep budur ama bu asla nekropsinin varlığını ve yüceliğini engelliycek ve gölge düşürecek bir hadise olmamıştır nekrops her nekadar gün ışığına kavuşsada aslında hep yeraldında varolacaktır belkide nekropsi olmasaydı
    replikas babazula dinar bandosu DDR gevende Revolters gibi undergrand da gerçekten küçümsenmiycek ölçüde dinleyicisi olan gruplarda varolamıyacaktı

  9. aycan diyor ki:

    ben sana yollıyım demolarını.

  10. alp diyor ki:

    bana da yollasana :D

  11. […] Nekropsi, 1989 yılında İstanbul’da kuruldu. İlk kurulduğunda adı Necropsy idi. 1992′de kaydettikleri demo-albüm Speed Lessons Part I de bu ismi kullandılar. “Kadıköylü gençlerin yetenek gösterisi” olarak tanımlanan demo, o yılların asi gençlik müzik türü olan speed metal /trash tarzındaydı. Speed Lessons Part I, hem posta yoluyla, hem de yerel müzik marketlerde toplam 700 kopya sattı.→ […]

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s