Control’den Çıkanlar

Posted: 22 Şubat 2016 Pazartesi in Uncategorized

Başlığın meali Control adlı filmi izledim ve bakın neler oldu? 

Madem iğrenç bir kelime oyunu yaptım, neden daha fazla iğrençleşmeyeyim ki?

 

Joy Division’u pek bilmezdim. Hatta doğrusunu söylemek gerekirse Love Will Tear Us Apart adlı şarkısından başka şarkısını da bilmezdim. Yahu madem bu kadar söyledim, Love Will Tear Us Apart’ın Joy Division’ın şarkısı olduğunu bile bilmiyormuşum. Bildiğim birkaç diğer şarkısı gibi, rezil gibi.

Şimdi yandığım ise, döne döne Doors dinlediğim zamanlarda ben bu Joy Division’ı neden keşfetmemişim. Ian Curtis’in adını sanını bildiğim halde bu da kimmiş ne söylermiş diye neden hiç bakmamışım? Şimdi Winamp’ta dörttür dönen Unknown Pleasures albümünü kimbilir lise ve üniversitede zamanında ne büyük hazla dinlerdim. Yok, şimdi de aldığım zevk hiç fena değil, geç olsun güç olmasın. Üstelik hemen bu yazıdan sonra bu albümü, Closer albümüyle birlikte müzik çalarıma atıp süpersonik kulaklığımla dinlediğimde neler olacağını tahmin edemiyorum.

Unknown Pleasures albüm kapağı. Müthiş değil mi?

Bu gaza nereden geldim? Aslında olaylar birbirini izledi, şöyle:

1- Dün gece elektrikler gitti. Uzun zamandır okuduğum Carl Sagan’ın “Karanlık Bir Dünyada Bilimin Mum Işığı” adlı kitabını okuyayım dedim. Fakat bir süredir “yahu geç artık şu UFOları, başka hurafe yok mu dünyada ey Carl?” şeklinde şikayet halindeydim. Ateş böceği büyüklüğündeki okuma lambasıyla gözüm çıkacak gibi olduğu anda öeh dedim, kitaptan ikrah ettim ve Ankara’dan getirdiğim toplamda 4 kitaptan diğerine geçeyim bari dedim.

2- Geçtiğimiz yılın Şubat ayında Gitti Gidiyor’dan epeyce bir para verip aldığım Ruj Lekesi adlı müzik kitabını okumaya karar verdim. Bu kitabı yaklaşık 2 yıl her yerde aradım, baskısı tükenmiş bir daha basılmamış. Çok acayip de okumak istiyorum, dolayısıyla bulduğum anda bastım parayı aldım. (Bastım dediğim de ya 35 ya 40 lira, ama yine de bastım.) Fakat şimdiye kadar okumaya kıyamamıştım. Yemeğin sonuna saklanan tatlı gibi saklıyordum kendisini, sırası gelmiş demek ki.

3- “Ruj Lekesi” çok garip, çok güzel, çok kafa açıcı bir kitap. “Alışılmadık Sesler” kitabından aldığım zevkin çok fazlasını bundan alacağım gibi geliyor. Fakat o da ne, “Alışılmadık Sesler”i okurken bir dinleyeyim de ne olduğunu bileyim bari dediğim grup isimleri bu kitapta da geçiyor. O zaman Brian Ono’lardan, David Bowie’lerden Joy Division’a sıra gelmemişti. Sex Pistols’ı ise es geçiyorum maalesef, çogafedersiniz ama benim için kafa zikici kategorisine giriyor, kaldıramıyorum punk müziği. Nasıl oluşmuş, neye isyan etmişler, tairihi, toplumsal konumunu filan okuyorum sadece. Elimden gelen bu.

4- Kitabın yazarı Greil Marcus, Joy Division filan dedikçe hah dedim, geçenlerde edindiğim Control filmini şimdi izleyeyim. Zira bu film, Joy Division’ın efsane vokali Ian Curtis‘in hayatını anlatıyor.

İşte böyle dört uzun adımda kendimi yana yana Joy Division dinlerken buldum. Buradan tüm liseli ve üniversiteli Doors ve benzeri deli, dolu ve derin müziksever kardeşlerime sesleniyorum. Siz asıl şu gencecik Ian’ın ettiklerine bir bakın. Hazır işe mişe gitmezken, bunalımlı takılmak kuulluk sebebiyken iyice derinine girin şarkı sözlerinin derim. (Nasıl da aşağıladım yav, hepsi kıskançlığımdan valla.)

Filme -aynı zamanda Ian Curtis’in hayatına- gelince, farklı duygular içerisinde olduğumu itiraf etmeliyim. Şimdiye kadar kanımıza işlendiği şekliyle bir rock yıldızı, evli ve çocuklu da olsa onunla yatar, bununla kalkar, bu duruma küsen kırılan olursa da, en sallayanı “bu benim işim” filan der ama genelde cevap bile vermez. Bizim cefakar Ian ise tam tersi bir imaj çiziyor. Henüz 18 yaşında evlenip bir de çocuk sahibi olan erkeklerden bekleneceği üzere başka bir kadına kaptırıyor kendini. Son derece kırılgan ve hatta garip bir duygusal yapısı olduğu için de bu ikilemin içinden bir türlü çıkamıyor. İnanınız ki kendimi “ya daha 80lere bile gelmediniz, o zamanın kadınları böyle aldatmadır, metrestir alışıktır yeaa, boşver Ian’ın, yorma o süper kafanı” diye düşünürken yakaladım! O işleyişini, yeteneğini sevdiğiminin güzel kafası, heyvah heyvah toplamda iki kadın oldu diye öyle bir çiziliyor ki, insan böyle şeyler de düşünüyor işte.

Filmi izlemem diyebilirsiniz fakat lütfen Joy Division dinlemem demeyiniz. En azından benim için bir She’s Lost Control’ü işitiniz. Ona çok sardım.

Bir takım notlar:

1- Ian Curtis’in filmde gördüğünüz kızı Natalie Curtis, koskocaman kadın ve iyi bir fotoğrafçı olmuş. Fotoğraflarını kendi sitesinden izleyebilirsiniz: www.16apr79.com

2- Alışılmadık Sesler kitabı, yakın zamana kadar Dost Kitabevlerinde ucuz seride çok uygun fiyata alınmayı bekliyordu. O kadar sağlam bir kitabın beş paraya elden çıkarılmaya çalışılması çok fena. Hala var mıdır bilmem, kaçırmayın derim.

3- “Joy Division” ismi, İkinci Dünya Savaşı’nda Alman askerlerinin gittiği genelevden geliyormuş. Çok iyi, çok çok iyi.

4- Son olarak, filmde birebir canlandırılmış bir sahne; Joy Division ilk kez televizyonda:

f

Bu metnin orijinali bizzat tarafımdan Glasso Lasso bloğunda Temmuz 2011’de yazılmıştır:

http://glossalasso.blogspot.com.tr/2011/01/controlden-ckanlar.html

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s