‘balkan’ Kategorisi için Arşiv

Beirut

Yayınlandı: 15 Mayıs 2007 Salı / alternatif, balkan, indie, rock, yabancı

Beirut, 30 Haziran 2007 Cumartesi günü Radar Live festivaline, İstanbul’a geliyor. Balkanlardan ve hatta buralardan esen rüzgarla havalanmış bu hem yaslı hem eğlenceli müziğe kendinizi kaptırmanızın pek zor olmayacağını düşünüyorum. Zira bizim kulakların dengesine uygun bir zehir saçıyor aleme.

beirutBurada da dendiği gibi, New Mexicolu, 20 yaşında bir çocuğun yaptığı müzik nasıl olur da Rus bir dedenin müziği gibi olur? Bakalım nasıl olur.

Beirut, 2006 Mayıs ayında, Ba Da Ging! etiketiyle piyasaya çıkardığı Gulag Orkestar albümü ile indie müzik piyasasında oldukça ses getirdi. Onlarca kişilik bir orkestra da diyebileceğimiz grubun esas oğlanı ise Zach Condon. Yani yine bir tek-adam grubuyla karşı karşıyayız. Solda bir fotoğrafını gördüğünüz bulut saçlı ve deli bakışlı bu kişi, 20 yaşında (muhtemelen ’87li -hiçbir yerde doğum tarihini yazmamışlar) ve Balkanlarla tek alakası aynı gezegen üzerinde yaşıyor olması.

Zach Condon, New Mexico‘nun başkenti Santa Fe‘den bir ‘müzik adamı’. Müzik yeteneğinin aileden geldiğini düşünen biri olarak, Zach’in dedesinin bir caz müzisyeni olduğunu öğrendiğimde hiç şaşırmadım.

Şimdiki yaşından da anlaşılacağı üzere, Zach Condon‘ın müzikle alakası çok küçük yaşlardan başladı. Evde erkek kardeşiyle birlikte kulak yetiştiren Zach, 15 yaşına geldiğinde Real People isminde bir grupla bir albüm çıkardı piyasaya. (Ama bu konuda pek fazla bir bilgi yok, zaten işin içinde Beirut‘un şimdiki ünü olmasa pek araştıralacak bir albüm olduğunu zannetmiyorum. Yine de belli olmaz tabi.) 16 yaşında ise farklı bir tarzda başka bir albüm daha üretti. 17 yaşında hayatının dönüm noktalarından birini yaşadı: Liseden atıldı! (Bir söyleşide lise denen şeyin amacının ne olduğunu zaten anlamadığını; başka birinde ise okuldan atılmak için elinden geleni yaptığını söylemiş. Eh, atıldıktan sonra hep öyle denir zaten: Hoca bana takmıştı olm! :))

Gulag Orkestar albümünün en tanındık şarkılarından biri olan Postcards from Italy dinleyelim dilerseniz bu arada:

[odeo=http://odeo.com/audio/3543233/view]

Evde durup durup Emir Kusturica filmleri izleyip Goran Bregoviç‘le gaza gelen adamım Zach, lise isimli ipini de koparınca bu filmlerde yaşayan insanlarla, bu müziğin üretildiği kültürlerle bizzat tanışmak için Avrupa’ya gitmeye karar verdi. (Aslında 17 yaşındaki Zach, bu seçimi, az önce benim anlattığım kadar bilinçli bir şekilde değil, müzikal meyilleri nedeniyle yaptı da denebilir.)

tumblr_l57wjb9EQH1qade31Avrupa’da, Amserdam’daki kuzeninin salaş öğrenci evinde kaldı. Bu evin üst katında, yaptığı gürültüden dolayı komşulara illallah dedirten Sırbistanlı bir gurbetçi yaşıyordu. Komşuların gürültü diye şikayet ettiği ise aslında, sesini sonuna kadar açıp bağıra bağıra söylediği, memleketinin şarkılarıydı. Onlarca enstürmanın ve vokalin aynı anda hem eğlenceli hem de buram buram vatan hasreti, sevgili özlemi kokan şarkılar meydana getirdiği bu şarkılar, arayış içerisinde olan Zach Condon‘ı çok etkiledi. Kuzeninin evinde bulaşık makinesi olmadığı için (ben de bunu anlamadım, hadi çamaşır olsa neyse) bulaşıklarını, pek hoşlaşmadıkları bu Sırp arkadaşın evine çıkardıkları bir gün Zach ona, dinlediği şarkıları çok beğendiğini ve merak ettiğini söyledi. O gün, onun evinde sabahın aydınlık saatlerine kadar müzik setinin önünde oturup onlarca Balkan şarkısı dinlediler. (Bulaşıklar kaldı.) Büyülenmiş kulaklarıyla Zach, ertesi gün bir çanta dolusu CD’yle eve geldi ve günlerinin büyük bölümünü bu müziği dinlemeye ve özümsemeye ayırdı.

Bir ara daha verip, albüme adını veren Gulag Orkestar isimli şarkıyı dinleyelim- 8 Mayıs 2007 Bowery Ballroom, New York City. (Bu şarkıyı özellikle dinlemek gerek. Yalnız Beirut‘un bütün kayıtları, hayranları tarafından çekilmiş amatör kayıtlar. Aşağıdakini beğenmezseniz aynı konserde çekilmiş bu videoyu izleyin- WordPress bu siteye izin vermediği için koyamadım.)

Zach Condon Avrupa’daki vaktinin çoğunu Fransa’da, en çok da Paris’te geçirdi. Zannedildiğinin aksine Balkan ülkelerinin hiçbirinde bulunmadı. Paris’te, kendisi gibi, farklı kültürleri merak eden öğrencilerle, bohem sanatçılarla ve Doğu Avrupalıtumblr_ldr1ptLuy01qabm53o1_500 göçmenlerle takıldı. Ve sonunda tekrar New Mexico’ya döndü. Elinde ukulele (4 telli küçük, tiz gitarımsı- aslen Hawaili), pirinçten yapılma aletler ailesi üyeleri (brass instruments– dudakların titreşimiyle çalışan, trombon gibi üflemeli aletler) ve akordeon gibi köken olarak Amerikan topraklarına yabancı araçlarla odasına girdi. Albümdeki bütün şarkıları büyük bir hızla üretmeye başladı. Bir ara Gulag Orkestar şarkısı üzerinde çalışırken odanın önünden geçen erkek kardeşi “bu ne yahu, dul kalmış gibi çalıyorsun” deyince Zach “tamam, o zaman olmuş” dedi. Çıktı. Kayıtların da o odada yapıldığına dair görüşler var ama tam emin değilim. Yalnız albümde birçok enstrümanı Zach’ın çaldığı doğrudur.

Beirut‘u toparlayan, düzenleyen ama en çok da tanınmasını sağlayan adam ise Amerikan indie müziğinin ünlü gruplarından Natural Milk Hotel ve yine Avrupa ve Balkan müzikleri icra eden A Hawk and a Hacksaw gruplarının davulcusu, sağda fotoğrafını gördüğünüz, Jeremy Barnes oldu. Meraklılarına, bu iki gruba ve bu adama da yakından bakmalarını tavsiye ederim. (Sonradan Not: A Hawk and a Hacksaw hakkında pek hoş, Türkçe yazı için buradan buyrun.)

Beirut, 2006 yılı bitmeden, yine Ba Da Ging! etiketiyle 5 şarkılık Lon Gisland EP’sini piyasaya çıkardı. Bu EP’de sadece Sceneic World şarkısının yeni versiyonu bulunuyor, diğerleri yeni parçalar -mesela hemen aşağıda klibini izleyebileceğiniz Elephant Gun. Bu arada, Gulag Orkestar albümü, genişletilmiş haliyle daha sonra bir de İngiliz plak şirketi 4AD tarafından basıldı. 2007 Şubat ayında ise Pompeii adını verdikleri 3 şarkılık bir EP daha piyasaya çıktı.

Geçen, canımın biraz sıkkın olduğu bir gün yolda giderken, müzik çalarımın kulaklıklarını kulağıma taktım ve Beirut dinlemeye başladım. Zach‘in biraz eskimiş gibi sesi ve tüm o enstrümanların konuşmaları beni, küçükken anneannemin dokunulmaz vitrininde duran Polonyalı köylü çocuk biblolarının dünyasına götürdü. Buradaki sağlam makalede Beirut’a biraz içi boş, biraz özenti, biraz yabancı-fetişisti gözüyle bakılmış. (Okumanızı tavsiye ederim, Balkan müziğinin aslen Türk Yeniçeri müziğinden geldiği gibi farklı görüşleri var.) zach-and-me-copyBalkan topraklarıyla, Emir Kustirica- Goran Brogoviç iklisinden ve çok bilmiş Parisli öğrencilerin anlattıklarından başka bir bağlantısı olmayan 19 yaşında bir çocuğun ürettiklerine pek güvenilmeyebilinir tabi. Eğer ürettiği şey müzik olmasaydı! Burada tüm bilinenleri unutup ‘kulağının götürdüğü yere git’mek en iyisi olacak sanırım.

Son olarak, Lon Gisland EP’sinden Elephant Gun isimli müthiş şarkıyı dinleyelim. Bu klip Beirut‘un ilk ve şimdilik tek klibi ve çok güzel! O yüzden sona sakladım. ;) Klibin yönetmeni Alma Har’el. (Solda, Zach’in yanında.) Kendisiyle bu klip üzerine yapılan söyleşiyi buradan okuyabilirsiniz.

En son not; Youtube veya Dailymotion‘daki Beirut videoları pek iyi değil. Zaten toplamda pek fazla sayıda görüntü yok. Benim gezinirken karşılaştığım en kaliteli video ve fotoğraf çekimleri bu adreste. Ebesinin körü fiyatlarında satılan kayıt cihazlarına sahip olan kişilere sesleniyorum: Grup İstanbul’a geldiğinde üşenmeyin, her anını kaydedin. Beirut‘un görüntüleri Balkanımsı bir şehirden yayılsın bari. :)

Reklamlar