‘deneysel’ Kategorisi için Arşiv

pid_58471Hayvanlar Alemi, 2000 yılından beri Ankara‘nın köşelerinde bucaklarında çalmalarına rağmen, malesef ilk kez İstanbullu Bant Dergi aracılığıyla tanıdığım bir grup. Çoğunlukla enstrümantal psychedelic/ deneysel/ folk müzik icra eden Hayvanlar Alemi‘nin şarkıları konuşmadan hikayeler anlatıyor, belli bir forma girmeden doğrudan kafa sesleri sunuyor, yankıyan ortamlarda pek de aydınlık olmayan duygular yaratıyor.

Son (-dan bir önceki) haliyle Hazar Mutgan, Işık Sarıhan, Özüm İtez ve Gökçe Başar‘dan oluşan grup, doğaçlama usulüyle 1999 yılında Ankara‘da müzik yapmaya başladılar. Gelenler gidenler oldu, kadro değişti ama grubun ‘deneysel’liği değişmedi. 2000 yılından itibaren yaptıkları müzikleri ev ortamında, kasetlere kaydetmeye başladılar. 2003 yılında Işık Sarıhan ve Özüm İtez sık sık Yüksel Caddesi‘nde çaldılar. (Ben muhtemelen o zaman da dinledim kendilerini.) Sonrasında bir süre Tenedos Cafe‘de çaldılar ve buradaki programlarından biri, üzerinde biraz oynanmış haliyle ilk demoları Bir‘i oluşturdu.

Başkentin çeşitli mekanlarında çaldıktan sonra, 2005 yılında Ankara’nın saykodelik/hayvanlar alemi nostalji deneysel müzik alanı Nefes Bar‘da sürekli ama düzensiz bir programa başladılar. Bu programlarda Hayvanlar Alemi‘nin müziği, saf doğaçlamadan ‘sınırlandırılmış doğaçlamalara ve bestelere’ evrildi. Burada seyirci ve mekanla etkileşim, hikaye anlatımları ve dekorasyon gibi öğeler belirdi. Ve aynı yılın haziran ayında, Bekçi isimli ikinci demolarını kaydettiler. Üçüncü ve albümden önceki son demoları ise, ilk iki demo kayıtların düzenlenmesi ve birleştirilmesiyle oluştu (toplama).

2006 yılının Aralık ayında çıkan Gaga isimli ilk albümün de ilginç bir kaderi var. Albümün kayıtları, dört kişilk kadro ile yapılır. İstanbul’daki ilk konserlerini, yine bu dört kişiyle Papilion‘da verirler. Ancak Hazar Mutgan ve Gökçe Başar’ın yüksek öğrenim için yurtdışına gitmeleri dolayısıyla Gaga‘nın çıkışıyla grubun dağılması bir olur. Muhtemelen bir daha -veya uzun bir süre- dört kişilik kadroyla dinleyemeyeceğimiz grubun sadık ikilisi Işık Sarıhan, Özüm İtez yeni albüm çalışmalarına başlamışlar bile.

gaga_04MK2 Yapımcılık etiketiyle piyasaya çıkan Gaga için yapım şirketinin yorumu ise şöyle: Grubun iki elmanı Ankara’dan ayrılmadan önce kaydedilen Gaga, Hayvanlar Alemi’nin dört kişilik orijinal kadrosunun yıllardır geliştirdiği saykodelik tınıyı, ucu açık yapılan ve grubun genel eğilimlerini bir albümde toplamaktadır. Albümüm çoğu, grubun kendiliğindenlik anlayışı bozulmadan, doğaçlama ya da yarı doğaçlama olarak, canlı çalınarak kaydedilmiş, birçok şarkı ve fikir stüdyoda geçirilen kısa sürede geliştirilmiştir. Bunun yanında, konuk vokalist Mehmet Öd’ün seslendirdiği Sırtlan Havası’nın da içinde bulunduğu birkaç parçayla, grubun alışık olmadığı bir alan olan vokal kullanımına da yer verilmiştir. Nepal’den ve Endonezya’dan birer şarkı ile belirginleşn ‘dünya müziği’ etkilenimleri, hayvanlar Alemi’nin yakın gelecekte ilerlemeye devam edeceği yöne de işaret etmektedir.

Grubun buraya koyabileceğim herhangi bir video kaydını bulamadım. Onun yerine sizin için tam buraya tekrar Myspace tıkını koyuyorum. Ben albümlerini, tek atışta Dost‘tan buldum, ama internetten almak isteyenler için de bu tıkı yerleştiriyorum. Benim gibi güzel kapak tasarımlarına meraklı, bir CD’yi tüm hacmi ve özgünlüğüyle elinde tutup sonra da arşivine koymak isteyen bir yapınız varsa bu albümü alın derim. O yuvarlak, aynalı aletin içerisindekiler içinse diyeceğimi dedim. Deneysel ve saykodelik müzikten hoşlananlar, belki bazen biraz fazla derine kaçmış bu müziği beğeneceklerdir.

Reklamlar

Gevende

Yayınlandı: 28 Şubat 2007 Çarşamba / deneysel, psychedelic folk, yerli

Gevende, 2000 yılında Eskişehir’de kurulmuş, psychedelic folk türünde müzik yapan, çok sevimli elemanları olan bir grup. İsmini ben ilk kez 10. Roxy Müzik Günleri birinciliğiyle duydum. Tek bildiğim Eskişehir’den olduklarıydı. Çünkü o sene Ankaralı gruplardan birincilik bekliyorduk. (RUJ üçüncü olmuştu yanlış hatırlamıyorsam.) İsimleri ve yaptıkları müzik çok hoşuma gitmesine rağmen sonrasında çok takip etmedim. Meğer bu arada H2000, Zeytinli Rock, Barışa Rock festivallerinde ve daha birçok mekanda/ortamda boy gösterip hayran toplamışlar. Grup şu insanlardan oluşuyormuş: Ahmet K. Bilgiç (ses-gitar), Ömer Öztüyen (viola), C. Ömer Uygan (trompet), Okan Kaya (bas gitar- cümbüş- ses), Gökçe Gürçay (davul, tencere, tava, damacana).

Buyurun önce son zamanlarda (2 Şubat’tan itibaren) MTV Türkiye’de Exclusive olarak yayınlanan, Nayu adlı şarkıya çektikleri muhteşem klibi izleyelim:

Klibi Burcu Ürgüt ve Denizcan Yüzgül birlikte hazırlamışlar.

“Ne diyor bunlar abidik gubidik” demeyin. Sözlerin tamamı tersten okunmuş. Klip de, albüm de daha çok yeni olduğu için sözlerini netten bulamadım. Bir manyak dinleyip hepsini yazabilir, tersine de çevirebilir tabi. (Mesela ben.) CD’sini henüz almadım. Son CD alışverişimde, mağazaya girişimden kasaya kadar elimdeydi. Son anda Replikas’ın Avaz‘ını almaya karar verdim. Ama Gevende’nin de evime girmesi yakındır.

Sosyomat‘ın Gevende sayfasından bir kişi, Gevende’nin Nayu şarkısı için MTV Türkiye’ye yaptığı açıklamayı paylaşmış:

“…1999-2000 yıllarında Eskişehir’de hepimiz öğrenciyken kurduğumuz grubumuz zamanla kendini geliştirdi. Şimdi birimiz hariç mezun olduk. Birçok uluslararası ve ulusal festivalde sahne aldık. 2003’ten itibaren kendi şarkılarımızı yapmaya başladık. Aranjmanını ilk yaptığımız şarkı Nayu oldu. Başta söz yoktu, enstrümantaldi. Sonra bu şarkının söze ihtiyacı olduğunu düşündük, bir boşluk vardı sözsüzken. Sözleri yazıp ilk kaydı yaptık bilgisayarımıza. Gerçekten berbat olmuştu. Sonra sözleri tersten okuyarak kaydettik ve işte şimdi oldu dedik. Şarkının atmosferini tamamlamıştı…”

Bayılıyorum kuralları olmayanlara!

Gevende’nin çok beğendiğim sitesi dışında bir de bloğu var. Uzakdoğu’ya yaptıkları seyahatler, bu seyahatlerde tanıştıkları/gördükleri insanlar, çaldıkları sokaklar ve daha birçok ayrıntı mutlaka okunmalı.

Peki acaba Gevende ne demek? Gevende, özellikle Güneydoğu Anadolu bölgesinde çalgıcı anlamına gelen bir sözcük. Son gittiğim filmlerden biri olan Beynelmilel‘de gevende neymiş, ne değilmiş çok güzel anlatılıyor.

Grubun birkaç şarkısını Myspace adreslerinden dinleyebilirsiniz.

Kapanışı Gevende‘nin 18 Kasım 2006’da Peyote‘de gerçekleştirdiği müthiş canlı performansla yapayım. (Bu şarkı kendilerinin midir bilmiyorum. Çok çok beğendim.)

Bir dahaki kulak çarpıntısında görüşmek ümidiyle, esenle kalın.

Afro Celt Sound System

Yayınlandı: 28 Şubat 2007 Çarşamba / afrika, deneysel, elektronik, etnik, kelt, yabancı

Afro Celt Sound System


Birbirinden coğrafya ve iklim olarak çok farklı olan iki ayrı kıtanın, birbirlerinden çok farklı olduğunu düşündüğümüz, yüzlerce yıllık geçmişe sahip iki ayrı müziği biraraya gelirse ne olur? Hele ki bir de bunlardan biri uzun zamandır tüm dünyayı etkisine almış İngiliz müziğinin; diğeri ise şimdinin incelmiş zevk sahiplerine hitap eden Jazz ve Blues’un atalarıysa ne olur? Ben söyleyeyim, Afro Celt Sound System olur. Afrika müziği nere, kelt müziği nere diyorsanız bir dinleyin derim. Gaydayla Afrika davullarının bu kadar yakışacağını hiç tahmin etmezdim. Ne tahmin etmesi yahu, aklıma bile gelmezdi!

Yazının devamını okuken, bir yandan da ACSS dinleyelim. Youtube’dan biri, grubun ünü bir şarkısını- ki bence herkese tanıdık gelecek-, videosu için fon müziği olarak kullanmış. Klip değil,ama güzel bir seyirlik.

Bakalım Afro Celt Sound System kimmiş, neler yaparmış?

(Kaynaklar: Ekşi Sözlük’ten Halo adlı kullanıcı ve Real World Records’un bu sayfası)


“Afro Celt Sound System, 1992 yılında Simon Emmerson önderliğinde James McNally, Iarla Ó Lionáird ve Martin Russell tarafından kuruldu. Grubun diğer çekirdek elemanları Johnny Kalsi ve N’Faly Koyate ile birlikte birçok album ve konsere imza attılar.Her ülkenin kendi geleneklerini ön plana çıkartacak şekilde çapraz kültürel melodileri, müzik kökenleri ile birleştiren akım, gün geçtikçe artan bir ilgi ile izleniyor. Global ritim çatısı altında toplanan bu tür müzikleri icra eden sayısız oluşum bulunuyor. Bunlardan sadece bir tanesi olan Afro Celts Sound System (Afrika-Kelt Ses Sistemi) grubu on yıldan beri geleneksel Batı Afrika müziği ile İrlanda folklor müziğini, modern dans melodileri ile birleştirip, eşsiz bir çapraz müziksel karışım sunuyor.

1995 yılında çıkarttıkları ilk albümleri Volume I: Sound Magic ile klişe, modası geçmiş müzik bariyerlerini yıkan grup, farklı kültürlerin müzik ile nasıl bütünleşebileceğini tüm dünyaya gösterdi. Anında ileri gelen etnik müzik festivallerinin- özellikle WOMAD festivali (World of Music and Dance)- vazgeçilmez bir parçası olan grup, bu yolda ilerlemeye çalışan diğer grupların önünü açmıştır. Bir dünya müziği konsepti üzerine yoğunlaşan grup, farklılıkları yok sayarak, müziği tek bir bütün olarak kutlamaktadır. Emi/Kent etiketi ile ülkemizde de çıkan beşinci çalışmaları Volume V: Anatomic, yıllardan beri dünya müzisyenleri arasında süregelen saygın işbirliğine devam ediyor.Batının sınır tanımayan stüdyo imkânları çerçevesinde, modern elektronik müziği, İrlanda flütleri, vurmalı çalgılar, Afrika’nın koras’ı (21 telli batı afrika’ya ait arp’a benzeyen, dikey çalınan bir enstrüman), klasik İskoç gaydası, Yunan buzukisi,İrlanda uilleann’ı (sağ kolun basıncı ile oturarak çalınan, içine üflenmeyen irlanda gaydası) ve nyatiti’ni (batı kenya’da lou kabilesi tarafından kullanılan 8 telli lir) gibi geleneksel enstrümanlar ile birleştiren grup, keyif veren bir sentez oluşturuyor.Albüm satışları dünyada 1.2 milyondan fazla olan grup Hotel Rwanda ve Stigmata gibi filmlerin müziklerini de yaptılar. Ayrıca iki kez Grammy’ye aday gösterilen grup, WOMAD gibi başka birçok etkinliğe de katıldı.Bende (daha doğrusu Müziğim dosyasında) Volume I ve Volume II albümleri var. İki gündür Afrikalı – İrlandalı oldum. Last Fmin söylediğine göre tazları electronic- world- experimental- african- celtic kıvamında.
(Fotoğraflar, yazılar vs. yi toplayıp bir araya getirmek için uğraştım biraz. Çünkü nette, özellikle Türkçe sayfalarda, haklarında pek fazla bilgi bulunmuyor. Ulaştığım ve kullandığım bütün kaynaklarına yukarıda bağlantı yaptım. Bir de Deppo diye bir sitede 15 liraya satılıyordu albümleri -normalde 35-40 lira. ‘Yok yetmedi, azıcık daha bakayım’lar buraya da tıklayabilir.)